Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi ve Görüşleri

Forum Etki

Administrator
Yönetici
Katılım
29 Ağu 2021
Mesajlar
560,633
Tepki
0
Puan
36
Ülkemizin manevi öncülerinden, İslâm âlimi ve mutasavvıfı, Sünnet-i Seniyye’ye bağlılığı ve yaşatılması konusunda gösterdiği gayretleriyle inançlı neslin yetişmesine önem vermiş; zorla değil insanların gönlüne dokunularak neler yapılabileceğinin en bariz örneği Mahmud Ustaosmanoğlu Hocaefendi dâr-ı bekâya irtihal etti. Peki kimdir Mahmud Efendi (k.s), nasıl dokunmuştu insanların gönlüne, nasıl etkilemişti milyonları; unutulmaya yüz tutmuş sünnetleri nasıl yeniden ihya etmişti?Gelin bu müstesna kişiliği yakından tanıyalım. Babası Ali Efendi, imam hatiplik vazifesini deruhte etmekte ve eşiyle birlikte “Ya Rabbi! Bize hayırlı bir evlat nasip eyle” diye dua etmekteydi. Takvimler 1929 yılını gösterdiğinde Trabzon ili Of kazasında âlemlerin Rabbi’ne ihlasla dua eden çift, muradına ermiş ve ileride İslâm’a büyük hizmetleri olacak erkek çocukları dünyaya gelmiş, “Mahmud” adı verilmişti. Küçük yaşta İslâmî ilimler tahsiline başladı. Hafızlığı babasından tamamladı. Balaban köyünde kaim Abdulvahab Efendi’den “emsile ve bina” okuyarak Arapça öğrenmeye başladı. Mustafa-Hasan İbrahimoğlu’ndan Yasin Sûresi’nin tefsirini okudu. Kayseri’de bir yıl ilim tahsiline devam ettikten sonra memleketi Of’ta Çalekli Dursun Efendi’den medrese tahsiline başladı. Dursun Efendi, Süleymaniye Medresesi dersiâmlarındandı. Osmanlı medrese usulü “sarf, nahiv, meani, beyan, bedii, fıkıh, usul-ü fıkıh, hadis, usul-ü hadis, usul-ü fetva, tefsir, ulum-ül Kur’an, akaid, kelam, mantık, siyer ve İslam tarihi”ni ikmal etti ve Dursun Efendi’den icazet aldı. Bu arada aşere-takrib dersleri aldı. Bir taraftan ilim öğrenmekteki gayreti, diğer yandan tasavvufa meyli onu ileride önemli bir yolculuğa çıkartacaktı. Önce Nakşibendi tarikatının Gümüşhanevi kolu şeyhlerinden Mapsinolu Hacı Ahmed Efendi’ye intisap etti. 1952 yılında vatani görevini yerine getirmek için Bandırma’ya gidişi, devrin önemli şeyhi Ali Haydar Efendi (k.s.) ile tanışmasına vesile olacaktır. Bandırma’daki Haydar Çavuş Camii’nde kılınan cuma namazı sonrası gördüğü Ali Haydar Efendi’yle Eskici Abdullah Efendi’nin evinde tanışır. Rivayete göre bu görüşmede Ali Haydar Efendi, Mahmud Efendi için, “İşte benim kitaplarımı teslim alacak kişi geliyor” demiştir. Askerlik dönüşü İstanbul ili Fatih ilçesi Çarşamba semtinde bulunan İsmailağa Camii’nde imam hatiplik görevine başlar. Bandırma’da başlayan tanışmadaki muhabbet artarak devam eder ve Mahmud Efendi, Ali Haydar Efendi’yi sık sık ziyaret eder. Ali Haydar Efendi, kendisine, “Bin tane evladım olsa Mahmud’uma feda olsun. Benim sulbümden gelen değil, yolumdan gelen evladımdır” der. Son devrin büyük İslâm âlimi ve mutasavvıfı Ali Haydar Efendi, dâr-ı bekâya irtihal ettiğinde Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi gibi bir zâtı geride bırakmıştı. İlim ve irfan sancağı artık bu zatla devam edecekti.Son devrin önemli İslâm âlimi ve mutasavvıfı Mahmud Efendi Hazretleri ilme ve irfana büyük hizmetlerde bulundu. Sünnet-i Seniyye konusundaki gayretleri, kılık kıyafet konusundaki hassasiyeti, açtığı medreseler, yaptığı sohbetler ve yazdığı eserlerle gönüllere taht kurmuş mümtaz bir şahsiyetti. Eserleri: Fatih Çarşamba’daki İsmailağa Camii’ni bir ilim ve irfan yuvasına çeviren bu büyük İslâm âlimi, sohbet ve eğitimle meşguliyetinden fazla eser ortaya koyamamıştır ancak “Risale-i Kudsiye” kitabına yazdığı şerh ve “Kur’an-ı Mecid ve Tefsirli Meali Âlisi” ile “Rûhu’l-Furkan Tefsiri” nesillerin Kur’an-ı Kerim’i anlaması için önemli kaynaklardır. Gerek yazdığı eserler, gerek vaz u nasihatleri, gerek Türkiye’nin dört bir yanına yayılan ilim ve irfan yuvası medreseleri, gerek nefsi tezkiye yolundaki gayretleriyle bir döneme damgasını vuran, İslâm âlimi ve mutasavvıfı Mahmud Efendi Hazretlerinin Sünnet-i Seniyye’yi yaşatma konusundaki tavizsiz tutumu, dinde reform çabalarına karşı insanları uyararak Ehl-i Sünnet itikadını devam ettirme konusundaki gayretleri; ihlaslı bir toplum inşası için verdiği mücadele önemlidir. Üstadı farklı kılan da bu yönüdür. Allah-u Teâlâ rahmet etsin, makamı âli, mekânı cennet olsun.
Kaynak :
 
Üst